İsmet Özel’le tanışırken Kant’la tutuşmak

Ahmet Ekmel Karaman
4 min readAug 9, 2019
İllüstrasyon: Necmettin Asma

Bundan 3–4 sene evvel İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü belli başlıklar çevresinde dönemlik dergiler çıkarır, akademinin ve milli eğitimin kesişim kümesindeki isimlerin yazılarını yayınlardı.(Hala devam ediyor mu, bilmiyorum).Hatırladığım sayılardan bir tanesi ‘Öğretmen’ başlığı altındaydı ve kendisi de bir öğretmen olan Nurettin Topçu’nun “Muallim kimdir?” yazısına yer vermişti. Yazıda Topçu, öğretmenliğin (kendi deyimiyle muallimliğin seyrüseferini anlatıyor ve bir çocuğun karşılaştığı ilk entelektüel, bilen ve bildiğini de yapma iradesine sahip olandır diyordu.

Bu düşüncenin bendeki karşılığı daha samimi.Muhtemelen validenin bana “Allah iyilerle karşılaştırsın” duasını Allah öğretmen bağlamında kabul etmiş olacak yüzüm genelde hocalarımdan yana güldü. Kant’ın ödev ahlakının ete kemiğe bürünmüş bir hali olan çok sevdiğim matematik hocama( Murat GÜZEL) dün bir öğrencisi Celladıma Gülümserken’in ilk baskısını hediye edince hem ‘hayli’ kıskandım; hem de sosyal medyada bir kaç gündür dönen İsmet Özel’le tanışma hikayelerine dair birkaç bir şey karalama fırsatı bulduğum için sevindim.

İslam düşüncesindeki İsagoci metinlerinde; Aristo’yu muallim-i evvel, Farabi’yi ise muallim-i sani kabul eder.Tabi benim için muallim-i salis de var. Tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Elbette İsmet Özel.

Düşündüklerimi, hissettiklerimi kelimelerle ifade etme noktasında ne zaman tutanacak dal arasam, dağın arkasındaki müsellah orduların kim olduğunun farkına varamasam, tam düşecekken tutunduğum ve ama tutunmanın karşılığında rabb bellenilmeyi istemeyen bir adam o.

İsmet Özel ile Kant’ın ilişkisi elbette mağlum ama şiir bağlamında kesiştikleri noktanın matematik tarihinde bir öneme sahip olması ve Murat Hocamın da hem ödev ahlakına sahip , İsmetçi bir matematik öğretmeni oluşu tam anlamıyla tevafuk.

İsmet Özel Kant’tan çok yerde bahsediyor ama benim ilk hatırladığım Murat Bardakçıyla katıldığı bir programda Batı felsefesindeki şair etkisini anlattığı ve Kant ile felsefe ve Kant’a rağmen felsefeden bahsettiği kısım.( Merak edenler için videoyu paylaşıyorum.)

Karşılaştığım ikinci İsmet Özel ve Immanuel Kant kesişmesi ise İsmet babanın Sebeb-i Telif’teki şu satırları,

“Üstümde yıldızlı gök”demişti Königsberg’li
“içerimde ahlâk yasası”.
Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?
İster gözünü oğuştur,istersen tetiği çek
idam mangasındasın içinde yasa varsa.
(1)

Königsberg, Kant’ın doğum yeri ve Pregel Irmağı’nın iki yakasına kurulmuş bir kent. Etrafı Polonya ve Litvanya topraklarıyla çevreli olduğu için aynı bizim portatif Süleyman Şah türbesi gibi Rusya’yla kara bağlantısı yok ama Rusya toprağı. Zamanında Alman Doğu Prusya eyaletinin başkentliğini yapmış. Matematik tarihine yaptığı katkı ise ırmağın içine kurulmuş iki ada ve bu iki adayı birbirine ve Königsberg’e bağlayan 7 köprüyle alakalı.(Gidip görmedim ama Kuruçeşme’deki Galatasaray adasına benziyorlardır herhalde.) Belediye başkanı tarafından keşfedilen probleme göre, her köprüden yalnızca bir defa geçilerek tamamlanacak bir rota yok.Problem ve hatta problemin ‘barışçıl’ çözümü bir TED-Ed videosuna da konu olmuş:

Kant’ın humansantirik (insan merkezci) aydınlanma çağının bir meyvesi olarak önerdiği insanın ‘default’ rasyonalitesine dayalı ödev ahlakı hangi noktalarda dini düşünce ile rabıtaya sahip biraz muğlak ve etiğin konusu ancak Kant’ın da temsilcisi olduğu Hümanizma ruhunun birkaç gün evvel Alev Alatlı’nın da bahsettiği insanı sarf malzemesine dönüştürmesi elbette İsmet Özel ile çatışıyor. Hatta şöyle diyor İsmet Özel Kant’la alakalı;

“Kant’a (“Aydınlanma insanın razı olduğu mahcuriyet durumundan kurtulmasıdır.”) ihtiyacımız yok, Horace’a da (“Bilmeye cüret et.”) ihtiyacımız yok. Bizde bilgi, Kant’ın insanın otonomisini öne sürerek savunduğu bilgi değildir. Bizim bilgi olarak bildiğimiz şey Allah’ın bildirdiğidir. Biz cahiliyeyi geride bırakmış, Allah’ın bildirdiğiyle bilgilenmiş insanlar olarak Müslüman oluyoruz. Dolayısıyla, hani, İsmet Özel ağzını açtı, bak Aydınlanmayı övecek sananlar vardır şimdi salonda, değil…”

Hatta Kant’ın felsefeye dair yargıları bile değiştirdiğini söylüyor İsmet Baba.

“Bir mevzu olarak felsefenin değil de ancak felsefe yapma becerisinin öğretilebileceği kanaati ise aydınlanmanın en şaşaalı ismi Immanuel Kant’a mahsustur.”

Şiire geri dönecek olursak gönderme sadece Kant’ın doğum yerine değil, aynı zamanda Kant’ın saf aklın eleştirisindeki “İki şey var ki, ruhumu hep yeni, hep artan bir hayranlık ve müthiş bir saygıyla dolduruyor: üzerimdeki yıldızlı gökyüzü ve vicdanımdaki ahlak yasası.” cümlesine yapılmış. ( İsmet Özel şiirde alıntı yapabilen en başarılı şair muhtemelen)(Not: Teyit edemedim ama aynı cümle Kant’ın mezar taşında da yazıyormuş.)

Dizeler gerçeklikle hakikatin birbirine fazlasıyla yabancılaştığı, hukuk namına yapılan adaletsizliklerin ;Ebabil’den yardım alan bizleri, yasaların berkittiği akbabaların önündeki açık hedef yaptığı modern zamanlarda, helal ile yasal arasındaki farkı yüzümüze çarpıyor:

Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?
İster gözünü oğuştur,istersen tetiği çek
idam mangasındasın içinde yasa varsa.

Kant’ın Prof.Dr Teoman Duralı’nın “Omurgasızlaştırılmış Türklük” kitabında rastladığım bir alıntısıyla bitireyim.

“Bir millete hayat iksiri ruhu ile dilinin elinden alınmasından daha büyük zarar verilemez.”

--

--

Ahmet Ekmel Karaman

Cağaloğlu, Koç University, FSFM & Blockchain, Finance, International Relations, Macroeconomics . They call me Consigliere